Kuzey bizim yarım küremiz için her zaman soğuktur. Kuzeye gitmek sürgündür kimi zaman. Bazen kaçıştır bazense hayaldir. Soğuk ise aşınmayı engeller. Muhafaza eder. Geleceğe taşıdığı da olmuştur dondurarak.
Sakladığın şey sevginse hiçbir zaman azalmayacağını bilirsin. Çünkü soğuk saklar.
Kuzeye gidemeyeceksen o vakit soğuk ile ilgili düşüncelerini aktarman gerekir. Soğuk sevdiğini koruyor. Sevgini diri tutuyor. Umutla bağlanmanı sağlıyor.
Umut ise seni ona saklıyor. Onun da aynı şeyleri sakladığını düşünmeni sağlıyor. En karanlık anında ve en aydınlık anında ona ait kalıyorsun bu sayede. Çünkü soğuk saklar.
İçinden saymaya başlıyorsun. Ve soğuk sarıyor etrafını. Kuzeyin rüzgarları geliyor. Kuzeyi anlamlı kılan şeyleri beraberinde sürüklüyor rüzgar.
Kuzey görevini yaparken sen umutlarını besliyorsun. İnanmanı sağlıyor kuzey rüzgarları. Her rüzgarda aidiyet duygun tazeleniyor. Soğuk saklamaya devam ediyor.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Evimin yolu herkesin seveceği cinsten değil. Belirli bir saatten sonra çok ıssız oluyor. Gündüz ise gereğinden fazla kalabalık. Ancak manzarası çok güzel. Sahip olamayacağımı düşündüğüm bir yerde oturuyorum. Bir zamanlar en samimi gelen ve en sıcak görünen yerde oturuyorum. Ve şimdi varmak için dakikaları sayıyorum. Çünkü orada olmak olması gerekenden fazla güzel. Yolda her zaman aynı yerde duran sarı bir Beetle vardı bir zamanlar. Daha sonra sahibi satmaya kalktı onu. Ve şu an başka kişilerin eve yürüyüş güzergahını süslüyor. Bir poliklinik vardı Beetle’ın biraz ilerisinde. Pek hastası olmazdı. Zaten muhitin sakinleri ziyaret eder orayı. Başka bir yerden hasta kabul edecek kadar büyük bir yer değil. Buranın en güzel yanlarından birisi de eski bir denizcinin atölyesine yakın olması. Ufacık atölyesindeki her şeyi kendisinin yapması ile daha da büyüleyici kılıyor o dört duvarı. Ancak buradaki en güzel şey bilmeden de olsa her zaman aynı noktalara çıkabilmeniz. Kaybolmak biraz zor, uğraşmanız gerekiyor.
Sahip olunamayacak gibi görünen buraya yerleştikten sonra pek çok şeyin daha üstesinden gelebilirmişim gibi hisseder oldum. Çünkü sınırları zorlayarak her şeyi elde etmek mümkün. Her şeyin kendine has bir sınırı var. Ve bu sınırları hepimiz farklı derecelerden zorluyoruz. Sebebi ise yapabileceklerimizin ve yaptıklarımızın farklı olması. Bu iki zaman kipi arasında ise sıkışmış durumdayız. Yaptıklarımız yapacaklarımızı belirliyor. Yapacaklarımız ise bir sonraki adımımızı belirliyor. Ve sınırlarımız her an değişiyor. Engellerimizin yüksekliği bu doğrultuda yükseliyor ve alçalıyor. Ancak önümüzü tıkamıyor.
Bense eve yürürken her gün gördüğüm şeyleri görmekten mutluyum. Her gün aynı yere oturup aynı rutini tamamladıktan sonra boşluk yaratmaktan mutluyum. Zaman üzerinde değişiklik yapmak için mükemmel bir materyal. Tıpkı geçmiş ve gelecek zaman kipleri gibi kelimelerle zamanı yerinden oynatmak mümkün.
Ben aynı zamanda evime yürürken güzel anılarımı ve geleceğimi yanımda taşıyorum. Uzun bir seyahatte taşınan bavullar gibi bırakıyorum bu iki kelimeyi eve girdiğim anda anahtarları koyduğumuz cam platforma.
Eve varmak bir sessizlik adeta. Hiçbir sesin olmadığı ve insanlarla zoraki diyalogların kurulmadığı sessiz bir kutu. Yaşamak için ideal bir yer.
Şu an olmak istediğim tek yer evim.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Siz bir şarkıya aşık oldunuz mu?
Mutlu bir şarkıya değil, hüzünlü bir şarkıya değil, sevecen bir şarkıya değil, isyankar bir şarkıya değil, bir duyguyu sıkıştıran bir şarkıya hiç değil. Siz hiç size tavanı ve tabanı gösteren bir şarkıya aşık oldunuz mu?
Ben bir kaç dakika önce oldum. Her geçen saniye bir öyküsünü kavrıyorum. Her geçe saniye başlayan bir ilişkinin nasıl bitebileceğini görüyorum. Ne kadar güzel bitebileceğini. Ne kadar saygın bitebileceğini.
Öyle ki, hani o ilk flört, işve cilve veya birbirini tanıma süreci diye adlandırılan kısımlardan başlıyor şarkı. İnsanoğlu riyakar, yalancı, umursamaz, bencil yüzünü göstermeden başlıyor.
Ve tavan yapıyor çiftin hisleri. Her şey mükemmelleşiyor. Sadeleşiyor. Saflaşıyor. Dişi şelalenin iç tarafında erkek ise kotunun paçalarını sıvamış bileğine kadar gelen suda şelalenin içine bakıyor. Seyrediyorlar. Kıpırdamıyorlar. Konuşmuyorlar. Ne dişi gülüyor. Ne erkek sert bakıyor. Yeryüzüne uyguladıkları kuvvet dışında bir güçleri yok. Ayakta durmak, göz kırpmak, nefes almak ve kan pompalamak dışında yaptıkları hiçbir şey yok. Yüzlerinde tek bir kas bile kasılmıyor. Kolları yer çekimine direniyor sadece. Bedenlerinin dik durmak dışında yapmaları gereken hiçbir şey yok.
Zaman kavramınızın en üst noktasına kadar bu şekilde duruyorlar. Hiçlik ve yokluk arasındaki çizgide.
Ve bu noktadan sonra mutlak düşüş başlıyor. Önlenemeyecek olan negatif eğim.
Her şey aynı anda aldıkları bir nefes kadar çabuk oluyor. Bir anda yıkılıyor, dağılıyor, parçalanıyor. Bütün güzellemeler boşa çıkıyor. Ve dişi ile erkek kendi yollarına gidiyor. Bir daha kesişmeyeceğinden emin olarak. Bu bir hüzün değil. Bu bir yas değil. Bu bir ağıt değil. Bu bir ayrılık sadece. Saygı ve öz saygı ile. Kimse aşağılanmadı. Kimse küçümsenmedi. Kimse hor görülmedi. Maksimumda olduklarını anladıkları an bitti her şey. Saygı ve öz saygı ile.
Bu anlattıklarımın tamamı on dört dakika beş saniyede gerçekleşti.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Şehrin bütün sokakları birbirinin aynı. Şehrin yer yerine duman hakim. Her sokakta aynı görüntü var. Mutlak duman bulutu. Kaçacak bir çatı, saklanacak bir delik yok. En küçük kanalizasyon faresi için de en kompleks yaşam formu için de aynı duman geçerli. Herkesin soluduğu ortak bir duman.
Bu duman kimse için zararlı değil. Kimseyi öldürmüyor. Kimsenin ölümcül sağlık problemleri yaşamasına neden olmuyor. Dumanı soluyan kimsenin ocağına kötü haber gitmedi. Şehirdeki herkes bu duman ile birlikte yaşıyor.
Bu duman herkesin hissettiklerini içinde barındırıyor. Gerçeküstü bir form değil duman. Sadece havayı kaplayan atmosferin bir yansıması. Çünkü insanların hissettikleri kendisini ve çevresini değiştirir. Çünkü insanların hissettikleri çevreyi kirletir. Duman ise buna ev sahipliği yapar. Duman bu hislerin yansımasıdır. Dumanı oluşturan insanların hissettikleridir. Çünkü atmosferi de ademoğlu besler.
Her hisin içinde bulunduğu bu duman herkes için farklı bir anlam ifade eder. Herkes aynı şeyi görmez dumanın içinde yürürken. Çünkü hiç kimse aynı şeyi hissetmez. Hiçbir zaman. Hiçbir şeyi aynı görmez insanoğlularından ikisi. Fakat duman her şeyi saklar onlar için.
Bu şehrin insanları tek bir şeyden korkar. Hislerini örten bu dumanı dağıtacak olan rüzgardan. Ancak bu korku çaresizliği yanında taşımaz. Tıpkı hislerinin ortaya çıkmasından rahatsız olmayacak şehir sakinleri gibi. Çünkü bu sakinler bilir ki rüzgar bir şey yıkmadığı sürece onlara bir zarar gelmeyecektir. Bir kemik bile kırılmayacaktır. Tüm yerleşik düzendekilerin hisleri ortaya saçılacaktır ve ortada bir perde kalmayacaktır gizleri örten.
Büyük fırtınadan sağ çıkanlar ise meltem yelinde yüzüne kendi hislerinin çarpmasından rahatsız olmayanlardır.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Başının üstündeki bulut sadece seni hedef almış. Sadece senin üstüne yağıyor. Islanmayı hakediyorsun. Arıyorsun belki de, belki temizliyor seni. Fakat ıslanman lazım. Islandıkça farkediyorsun, ıslandıkça gözlerin açılıyor. Islandıkça netleşiyor. Başlarda hiçbir şey hatırlamıyorsun. Yağmur altında hırpalandıkça taşlar yerine oturuyor. Sigaranı yakıyorsun, gözlerini kapatıyorsun ve yağmuru dinliyorsun. Kaçıyorlar. Sen kalıyorsun. Yağmura son damlasına kadar eşlik etmen lazım. Bu anı kaçıramazsın. Her ıslandığında yüklerinden kurtuluyorsun. Üzerindeki tüm ağırlığı emiyor yağmur taneleri. O kadar rahatlıyorsun ki her şeyi unutuyorsun. Sorumlulukları, hatırlaman gerekenleri, her şey yok oluyor. Yağmur ele geçiriyor seni. Yağmur yokken kirleniyorsun. Ve her yağmur senin için temizlik mevsimi.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Biraz konsept dışına çıkarak farklı bir şey yazacağım bu sefer. Bir hafta önce Taksim D&R’da Sia’nın yeni albümünün çıktığını gördüm. O gün bugündür de dinliyorum. Sia benim için her zaman çaresizliği ve yalnızlığı temsil etti. Yokluk kavramının nasıl tavan yapabileceğini buruk sesiyle hissettirmeyi başarmıştı her zaman. Kendine örmeye çalışığın kabuğa karşı da “o büyük sana” cavabını veriyordu bu yaralı ses. Sia’nın mutlu olabileceğini hiçbir zaman düşünmemiştim. We Are Born albümünü ise ilk dinlediğimde “Bu sefer Sia mutlu mu yoksa?” sorusu aklıma geldi. Dinledikçe kazın ayağının öyle olmadığını gördüm. Sia bu sefer de o kırık, çatlak ve harap olmuş dünyasını istediği kıvamda bize yansıtmayı başarmış.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Radiohead - Fake Plastic Trees | Lyrics Sana öyle bir dünya vaad ediyorum ki her şey istediğin gibi olacak. Her şey tamamen senin aklındaki gibi olacak. Tamamı senin istediğin gibi inşa edilecek. Aklından geçenler bire bir karşında olacak. Ve hiçbir sorun olmayacak. Çünkü senin kanunlarınla işleyecek o dünya. İstediklerini elde edebileceksin bu sayede. Hepsi sahte olacak. Hepsi yapay olacak. Ancak yine de senin olacak. Bundan memnunsun biliyorum. Bu yüzden kuruyorum bu sahte dünyayı. Hiçbir şey gerçek olmayacak. Fakat mutlu olacaksın. Hayal kırıklıkları geride kalacak. Yalnız bu yalan olmayacak, sadece sahte olacak. İkisi arasında fark var. Ve bu sahte hayatı muhafaza etmek için çabalıyorum.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Blood Red Shoes – I Wish I Was Someone Better | Lyrics Ben bi bok yedim demenin en naif yöntemi olmalı bu şarkı. Çünkü tüm sorumluluğu üzerine alıp böyle böyle diye aktarıyor. Ki bunu neşeli bir şeymiş gibi aktarıyor. Kendini bu şekilde yeren başka bir şarkı dinlediğimi hatırlamıyorum kısa vadede. Belki de kısa bir ilişki özetidir bu. Her şey güzel başlar, hoş ilerler, fakat sonunda boka sarar. Bir noktada bir hata olmasa bile hata yapılır ve söyleyeceğin tek şey “Daha iyi olmayı dilerdim.” Kişisel egoların özeti aslında. Kendi kabuğunu kırmanın da özeti aslında. “Daha iyi olmayı dilerdim.” En büyük kavganın özü aslında.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Cat Stevens - Wild World | Lyrics
Dur! Kal! Git! Karar senin. İstersen git. İstersen kal. Biliyorsun acı çekeceğimi, fakat tutamam seni burada. Hep kalbimde kalacaksın. Başkası gelse bile senin yerine geçmeyecek hiçbiri. Geçemeyecek. Senden uzak tutacağım onları. Gitmek istediğinde tutamam seni. Kollarımı açıp, sana sarılıp, gitme diyemem. Özgürsün. Kalırsan, benimlesin. Sen bilirsin. Biliyorum “sen bilirsin” dememden rahatsız oluyorsun. Fakat insiyatifin senin elinde. Evet ben çaresizim. Ben bu hikayedeki kaybedenim. Fakat kal. Gitme. İstersen gidebilirsin. Acı çekeceğim fakat katlanabilirim. İstemem git, isterim gitme.
Evet hep bu çekişmeyi yaşatıyorsun. Bir türlü çıkamıyorum işin içinden. Fakat birden beliriyorsun ve sorularımı unutuyorum. Sorunlarımı unutuyorum. Ve sen bilirsin.
Ve elini tuttum.
Ve sahne karardı.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Death Cab for Cutie - Someday You Will Be Loved | Lyrics
Acı ve umutsuzluk var içinde. Köşeye sıkışmışlık ve kararsızlık. Yaraların var asla kapanmayan. Fakat içindeki kan tükendiği için kanamayı kesen. Artık alışmışsın, yadırgamıyorsun. Hayatın böyle gitmeye devam edecek. Kaçış noktan yok. Bununla yaşayacaksın.
Fakat bir gün biri gelip sana diyor ki “Bir gün sevileceksin” ne kadar inanırsın, ne kadar kandırıldığını hissedersin?
Ancak yadırgayamayacağın bir umutla beslenirsin o an. O kadar emin söyleyecek ki sana bunları, yapabileceğin başka bir şey olmayacak. “O” gelecek diyeceksin sadece. Sen sevmeden o sevecek seni. Mutlu olacaksın. Geçici bir mutluluk olacak fakat sevileceksin.
-------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

